*YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
*YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2020 Pazar

Oğuz ARAL portre çalışmam ve "BABA SAHNE"nin yaptığı intihal

16.07.2020

"İnternetten ortamından Geçerken” Oğuz ARAL portre çalışmamın "BABA SAHNE" tarafından anma maksadıyla ve fakat "imzam" silinerek kullanılmış olduğunu saptadım.(Bknz. İlgili görsel...) Bunun, Telif Hakları Bağlamında kusur olduğunu ve   intihal sayıldığını belirtiyor. İlgili Yasa Hükmünce işlem yapılmak üzere suç duyurusunda bulunuyorum. 

                                       Sevdakâr ÇELİK
TELİF HAKLARI: http://mizahvesiir.blogspot.com/p/telif-haklari.html

_____________________________________________________________

https://twitter.com/babasahne/status/1022428055707557888/photo/1 (Twitter'da)



Baba Sahne,  “Saygıyla... Oğuz Aral”ı andıklarını ifade etmişler, lakin keşke bu portre çalışmamızdaki imzayı silmemek gerektiğini bilecek kadar da “emeğe saygılı” olduklarını gösterebilselerdi...
*
Baba Sahne @babasahne
2017
7
26

''Mizahın Abisi''
kabul edilen tiyatro ve karikatür dünyasının unutulmaz isimlerinden Oğuz Aral'ı
saygı ile anıyoruz.
#OğuzAral #BabaSahne

*Baba Sahne @babasahne
Saygıyla... Oğuz Aral #OğuzAral

오후 1:26 · 2018 7 26·Twitter Web Client 

https://twitter.com/babasahne/status/1022428055707557888/photo/1
______________________________________________________________________
Sevdakâr ÇELİK'in çizgisiyle Oğuz ARAL 11.07.2007-
          Oğuz ARAL portre çalışmaları içinde en çok bilinen bu çalışmamız, gerek ulusal ve gerekse uluslararası platformlarda defalarca yer aldı. Sanat eserlerinin, sanat ahlakına yakışır bir biçimde değerlendirilmesine sözümüz yok.!. Nitekim  Atillâ Köprülüoğlu da Oğuz ARAL ustamızı anmak maksadıyla eserimize sayfasında yer vermiş ve çalışmamız üzerinde herhangi bir müdahalede bulunmamış, buna sözümüz yok örneğin...
                                                                         Sevdakâr ÇELİK







 Atillâ Köprülüoğlu @Atikopruluoglu

2016
7
26

Bir ömür bizi
güldüren"MİZAHIN ŞÖVALYESİ"nin anısına saygı ile.
http://gazetedokuzeylul.com/?p=47858 #OguzAral

13 Şubat 2017 Pazartesi

KARİKATÜR DÜNYAMIZIN SEVİLEN İSMİ YENER ÇAKMAK YAŞAMA VEDA ETTİ. _07 Şubat 2017


...KARİKATÜR DÜNYAMIZIN SEVİLEN İSMİ YENER ÇAKMAK YAŞAMA VEDA ETTİ. _07 Şubat 2017  
__Sıcak dostluğu, arkadaşlığı ve bir sanatçıya yaraşır o unutulmaz nezaketiyle kalbimizde yer edinen; karikatür dünyamızın sevilen ismi, değerli Tevfik Yener ÇAKMAK’ın yaşama veda ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. (07.02.2017)
Yakınlarına, dostlarına, sevenlerine sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum. Gani gani rahmet diliyorum.Toprağına ışıklar yağsın.!. 
*** Sevgili Yener ÇAKMAK’la en son; İstanbul-Moda’da açılan Karnitür Karikatür Sergisi’nde görüşmüştük. Özlemle anacağım değerli dostlardan biriydi. Unutmayacağız.
***2012.06.12_Moda-İstanbul_Karnitür Karikatür Sergisi_(1) 
Soldan sağa: Refik TİNİŞ, ÇetinÇALIŞKAN, Sevdakâr ÇELİK ve Yener ÇAKMAK
.....
_(1) ___(Karnitür Karikatür Sergisi= Aziz Yavuzdoğan, Ekrem Borazan, Osman Yavuz İnal ’ın karma karikatür sergisi_ Barış Manço Kültür Merkezi'/ Moda-İstanbul)
Sevdakâr ÇELİK
07.02.2017izmir_
 
2012.06.12_Moda-İstanbul_Karnitür Karikatür Sergisi_(1) 
Soldan sağa: Refik TİNİŞ, ÇetinÇALIŞKAN, Sevdakâr ÇELİK ve Yener ÇAKMAK
Facebook_Bağlantı: 

7 Ocak 2017 Cumartesi

Sevdakâr ÇELİK yazısı_ Hangi Dağı Delmek Teselli Edebilir ki Ferhatı?

Başarı?
Ne de çok kullanıyoruz bu sözcüğü…
Ve ne de çok önemsiyoruz değil mi?
Bayramda seyranda, yeni yılda, doğum günlerinde dostlarımıza / sevdiklerimize “Başarı” dileklerinde bulunuyoruz.
Başarıyı kimin için istiyoruz sahi?
Kendimiz için mi, karşımızdaki biri için mi?
Peki, karşımızdakinin “Başarı” istediğini nereden biliyoruz a dostlar.?.
Yüzde bir ihtimal de olsa, karşımızdaki o birinin “Başarı” istemiyor olabileceğini hiç düşündük mü?
Başarı istemeyen birine başarı dilemek bir tür beddua sayılmaz mı?
Çok mu dikensiz gül bahçesidir başarı?
Elde edilen başarı, hangi kayıpların karşılığıdır acaba?
Yoksa o başarı denilen “şey” gökten zembille mi iniyor?
“Armut piş, ağzıma düş!” gibi bi şey midir yoksa başarı?
Sevgili Dostlar,

23 Haziran 2016 Perşembe

Sevdakâr ÇELİK yazısı_ “YARALI KUŞLARIN YASINI TUTAN OZAN: HÜSEYİN ASLAN”

Bağlantı:



Her zaman aklımın bir köşesinde tuttuğum bir sözü vardır Cemal SÜREYA’nın. Der ki:
“(...) Nedir beğeni? Güzel olanı şıp diye buluvermeyi sağlayan görgü bütünü. Evrenseldir beğeni. Bir sanat dalının yalnız bir kolundan tat alanlar, öbürlerini hiçleyenler, belki o alanda uzmanlaşabilirler, ama beğeniye ulaşamazlar.”(1)
Bu söz beni Nâzım’a, Sabahattin Âli’ye; Hasan Hüseyin Korkmazgil, Metin Eloğlu, Erdal Çakıcıoğlu ve Fakir Baykurt’a (...) çıkarır örneğin. Ve kuşkusuz Cemal Süreya’ya... 
Onlar ki, şiirlerini/yazılarını dönüp dönüp ve her dem beğeniyle okuduğumuz ustalardır. 
Onlar ki, söz ustası oldukları kadar; RESİM, DESEN, ÇİZGİ (...) mevzuunda da mahirdirler. 
Sanatın yalnız bir kolundan tat alıp da öbürlerini hiçlemedikleri için, gerek “şiirde/yazıda” ve gerekse yüreğe dokunma mevzuunda da mahirdirler.

16 Nisan 2016 Cumartesi

Sevdakâr ÇELİK *yazısı* LİMON Mizah Dergisi ve 29 Yıl Önce Yazılan Bir Mektubun Kupürü


Yayın Kurulu’nda Can BARSLAN, Gani MÜJDE, Alptamer ULUKILIÇ ve Şükrü YAVUZ’un; Sorumlu Yayın Müdürlüğünde Tuncay AKGÜN’ün bulunduğu LİMON mizah dergisi, 1986 yılında yayın hayatına başladı. Güneş Gazetesi bünyesinde kurulan dergi, “Haftalık Hastalığınız” sloganıyla çıkmaktaydı. Gırgır'dan ayrılan bir grup mizahçıyla yayına başladı.

15 Nisan 2016 Cuma

Sevdakâr ÇELİK *yazısı* "DEĞERLİ DOST, EĞİTİMCİ_ŞAİR MÜRSEL ADIGÜZEL’İN HAFIZASINDA, ANILARINDA VE KİTABINDA YER ALMAK..."


Alsancak’tan metroya binmiş ve ineceğim istasyona gelince, önce yağmur sürpriziyle, ardından Burhan GÖRKEN’in telefon sürpriziyle karşılaşmıştım (25.03.2016).  O telaşla bulduğum bir saçak altında onu dinlerken, heyecanlı sesiyle yağmurun gürültüsünü bastırıyordu Burhan. “Abi!” diyordu, “Siz,şair Mürsel ADIGÜZEL’i tanıyor musunuz?”
Yağmur ve telefon sürprizinden sonra, işte bir sürpriz daha...
“Nasıl tanımam Burhan’cığım? Kusura bakma ama asıl sen nereden tanıyorsun diye soracağım yani!.” dedim... ve ekledim: “Mürsel ağabeyle aynı öğretmen okulundan mezun olduk. Bizim üst devreden, iyi yürekli ve unutulmaz bir ağabeyimizdir. O, 1966-67 öğretim yılında, ben 1969-70 öğretim yılında mezun olduk. Yani Burhan’cığım, dikkatini çekerim, yarım yüzyıl öncesinden söz ediyorum. :)” diye sözümü sürdürürken, yeni bir sürprizle daha karşılaştım. Etti mi sana dört:
“Sevdakâr abi” dedi Burhan. “Mürsel ağabey de sizi unutmamış ki, ‘Karapapaklar ve Öykülerim’ adlı yeni kitabında sizden de söz etmiş. İsminiz geçince heyecan duyduk. Soyadınızı yazmamış ama siz olduğunuzu sorup öğrendim. İmza günü vardı.  Kitabı imzalatıp size göndereceğim, adres verir misiniz?” diye de sordu.

25 Aralık 2015 Cuma

Eğitimci_Şair Ferda Balkaya ÇETİN'den, Sevdakâr ÇELİK'in "HOŞÇA KAL İSTANBUL" adlı yapıtına dair...

İçimde geniş yankılar uyandıran Hoşça Kal İstanbul,
 Yazar Sevdakâr Çelik’in, “Dünyanın tüm enstrümanlarının  toplandığı, devasa bir orkestradır. tanımına denk düşen müzikler yayıyordu etrafa, sayfalarını her çevirişimde…
Evet evet!..
İstanbul’un sihirli bir sesi vardı diğer kentlerinkine benzemeyen.
Bu ses;
 Muhlis’in muhabbet kuşunun kanat çırpışlarıydı.
Necati’nin şakalarıydı.
Abbas Emmi’nin derinlikli sözleriydi.
Bora’nın mahcubiyeti, saygısı, bilgeliğiydi.
Burhan’ın sazı, sözü, şiiriydi.
İlhan’ın insanlıklı halleriydi.
Duvar dibindeki pejmürde kılıklı adamın sessiz çığlığıydı.
Pastanecinin umursamazlığı, bencilliği, öfkesiydi.
Dr. Cengiz Kılıç’ın pırlanta yüreği, şaşırtıcı enerjisiydi.
Dilaver’in içtenlikli çay ikramıydı.
Koral’ın güleç yüzüydü.
Dostluktu, insanlıktı.
Vicdandı, merhametti.
Duyarlılıktı.
Yitirilmeyen değerlerdi.
Melodiydi, renkti, ahenkti, özlemdi.

İstanbul beni çağırıyordu!..

Tanımadığımız insanların dünyalarına ve ufuklarına tanık olmak, onların gözlerinden İstanbul’a bakmak  hüzünlü bir o kadar da heyecan verici.
Çünkü hepsinin diğerine benzemeyen apayrı bir hikâyesi vardı, tüm insanların olduğu gibi…

“Eğer gönülden dinlersek, sıradan gibi duran sözlerde de derinlikler hissederiz!”

Birbirine gitgide yabancılaşan insanların vurdum duymazlığına, yok edilen doğanın can çekişine, kirliliğin geldiği  boyuta ustalıkla ve incelikle dikkat çeken yazar Sevdâkar Çelik,
İstanbul’un binbir yüzünü de çarpıcı tanımlamalarla  belleğimize yerleştiriyor.
  Her şeye rağmen insanlıklarını, dostluklarını, değerlerini yitirmeyen o güzel beş insanın buluştuğu İstanbul’u solumak, farklı bir duygu yoğunluğu yaşattı bende.
 Tek hayalleri,
 Bir gün Hoşça Kal İstanbul” diyebilmekti…

Yazarın; eğitimci, şair ve  mizah yanını da eserin bütününde hissetmek mümkün.
 Öğrendiklerimizle daha aydınlık bakabilmeyi öğreten bir içtenlik, bir insan sevgisi ve anlayışın hakim  olduğu "Hoşça Kal İstanbul”a / " HOŞÇA KAL" diyebilmek için,
 Ya kitabı okumanız ya da İstanbul'da olmanız gerekir!..

Ferda Balkaya Çetin
10 Mayıs 2011

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ali KOÇ yazdı: "KÖYODASINDA AKŞAM HİKÂYELERİ"

Ali KOÇ                             :
1956 yılında, Sivas’a bağlı Kangal ilçesinin MUŞAR Köyünde doğdum.
1971-1976 yıllarında İstanbul’da işçi olarak çalıştım.
Daha sonra (1979) DDY.’ında işçi kadrosuyla göreve başladım.
1998 yılında “TCDD Kangal İstasyonu” hizmetimden emekli oldum...
*
İnsanoğluna İyilik Yaramaz
....... Adamın biri atıyla bir köye doğru yol alırken, yolunun üzerindeki ormanlıkta yangın olduğunu görür. Güzelim ağaçların cayır cayır yanmasına çaresizce üzülürken; birden gözüne, ağacın dalına asılmış bir YILAN ilişir.

27 Ağustos 2015 Perşembe

Aydın BOYSAN’dan Bir Anekdot: Çöp Kamyonu Kanunu
27.08.2015
*metnin tamamını okumak için...-TIKLAYINIZ.!.

25 Ağustos 2015 Salı

Karikatürist Erdoğan BAŞOL Ağabeyimizin Arşivi ve O.Yavuz İNAL duyarlılığı...


Merhaba Sevdakâr,


Ekte Gırgır, Çarşaf gibi  mizah dergilerinde yayımlanmış karikatürlerini gönderiyorum... ''Hayırdır, bunları nerden buldun?'' dersen,  hikâyesini özetleyeyim...
İstanbul'da bir karikatür etkinliğinde Raşit YAKALI abimiz;
 “Yavuzcum,  Erdoğan BAŞOL abimiz, Eminönü'ndeki dükkânını şu tarihe kadar boşaltıyor. Orada yıllarca gazetelerden, dergilerden topladığı karikatürler var. Onların heba olmamasını, bir karikatürcü arkadaşımızın değerlendirmesini istiyor. Ben de  Aziz YAVUZDOĞAN'ın dergi çıkardığını, orada bunları değerlendireceğini söyledim...''  Bu kez Erdoğan BAŞOL abimiz; Aziz  Eskişehir'e gitti, nasıl göndereceğim.?'' deyince, ben de senin bu konuyu çözeceğini söyledim..."

** 
E, emir bir ustadan olunca kırmak olmaz... Erdoğan abiye telefon edip, geleceğimi söyledim... Belirlenen tarihte Erdoğan abinin yanına  gittiğimde, önce bir çay içip sohbet ettik, sonra da yıllarca biriktirdiği ve her kişi için özel sayfaların hazırlandığı  kes  yapıştır tekniğiyle hazırlanmış bir yığın sayfa ile karşılaştım...   İçlerinde  mizah ile ilgili yazı örnekleri, aramızdan ayrılan karikatürist ağabeylerimiz için yazılan yazılar, ölüm ilanları v.b. birçok karikatür ile ilgili evrak vardı.
Erdoğan ağabey,  yıllarca karikatüristlerin karikatürlerini gazetelerden,
dergilerden  özenle kesip, özenle sayfa düzenlemesini yapmış... Hem Türk, hem de yabancı çizerlerin eserlerini biriktirmiş...   Yıllarca biriktirilen bu eserlerin oluşması için  harcanılan emek küçümsenecek şey değil...

Vahit AKÇA,...ÇİZinceLİKLE +( ...düzelti)

vahit akça / ileti: 24 Ağustos 2015 _00:32
Değerli arkadaşımız Karikatürist Vahit AKÇA'nın yandaki başarılı ve ilgi çekici çalışmasına dün (24.08.2015)  bu sayfalarda yer vermiş  ve cevabî iletimizde -görsele ilişkin- küçük bir ayrıntıya; saygı ve dostluğumuzun gerektirdiği özenle değinmiştik.
Biz bu kadarla yetinebilirdik...
ve fakat özgüvenleri olan tüm değerli sanatçılarda görülen bir tutumla Vahit AKÇA dostumuzdan "GODOT'dan GEZİ'ye... düzelti...." konu başlığıyla yeni bir ileti ulaştığını gördük. (24.08.2015_22:56)
Değerli arkadaşımızın istemi doğrultusunda aynen yayınlıyoruz:

Sevdakâr ÇELİK
25.08.2015
**
GODOT'dan GEZİ'ye... düzelti....
sevgili Sevdakar Hocam,
önceki gönderimde İndra Gandi yerine Mahatma Gandi görseli koymuşum yanlışlıkla...
doğrusunu ekledim..
altına şu özür yazısı eklenirse çok sevinirim:

Özür:
önceki gönderimde yanlışlıkla İndra Gandi yerine Mahatma Gandi görseli konmuştur...
Mizah ve Şiir sitesinden sevgili hocam Sevdakar Çelik'in uyarısıyla düzeltir, izleyicilerden özür dilerim...
Vahit Akça

dikkatiniz ve yayımladığınız için tekrar teşekkürler...
saygı, sevgilerimle
vahit akça
ileti:24 Ağustos 2015 _22:56
_________________________________________________

                              Özür                        :

Önceki gönderimde 
yanlışlıkla İndira GANDHI yerine 
Mahatma GANDHI görseli konmuştur...
Mizah ve Şiir sitesinden sevgili hocam 
Sevdakar ÇELİK'in uyarısıyla düzeltir, 
izleyicilerden özür dilerim...
(Vahit AKÇA)


ileti Vahit AKÇA-(tarih: 24.08.2015 _23:41) / kaynak ve alıntı:  cartooncolors.blogspot.com.tr'den








5 Ağustos 2015 Çarşamba

Erhan TIĞLI'nın kaleminden: "Yalan"

YALAN: ETMESİN MUTLULUĞUMUZU TALAN
 Yalan: Tatlıdır ama buruk bir anıdır geriye kalan
Yalan: Kurtulamaz yalancı eşeklikten, sırtına vursan da altın palan
Yalan: Herkes gerçekçi geçinir, gerçekleri sever; öyleyse kimdir bunca yalanı üstümüze salan
Yalan: Kültür ve uygarlık gelişiyor; oysa yalan değil gerçekler oluyor hep azalan
Yalan: Aşktır en güzel gerçek, en tatlı yalan. Bu denize dalan da pişman, dalmayan da...

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Sevdakâr ÇELİK'ten iki karikatüre, Melda ASLAN'dan iki yorum...

***


Beğeniyle  ve zevkle izlediğim aktif bloglardan biriydi "Melda Yorum" ... <http://www.meldayorum.blogspot.com.tr/>
 Şimdilerde güncellenmese  de / bir dost mekânını ziyaret eder gibi, ara sıra göz gezdiriyorum. Sonrasında hüzünlü bir veda ile ayrılıyorum oradan.
...
Günün birinde bir gün (31 Ekim 2008)  -şimdi bakınca ne çok zaman geçtiğini fark ediyor insan-  iki

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Erhan TIĞLI_şiir ve yazıları

Photobucket 



OLACAK AH OLACAK!
Olacak ah olacak
Boş küpümüz dolacak
Ama su sızdıracak
***
Olacak ah olacak

14 Temmuz 2015 Salı

Vahit AKÇA'nın çizgisiyle "Temmuz Anmaları"

Vahit AKÇA'nın çizgisiyle "Temmuz Anmaları"
Karikatürümüzün usta çizerlerinden sevgili Vahit AKÇA,
“Temmuz Anmaları” bağlamında ilettiği portrelerin;
     Louis Armstrong - Erol Günaydın - Kemal Sunal - Jean-Paul Sartre –
     Yorgo Seferis - Hüseyin Peyda - Fethi Naci - Aziz Nesin -  Oğuz Aral –
     Ece Ayhan - Rıfat Ilgaz - Franz Kafka - Anton Çehov - Necati Abacı –
     Suna Pekuysal - Frida Kahlo - Ernest Hemingway - Vladimir Nabokov –
     Asaf Koçak portreleri olduğunu da –sağ olsun!- belirtmiş. (Eline, yüreğine, 
beynine sağlık...)
......Değerli arkadaşımız, bu toplu portre iletiminin açıklamasını da yapmış.
Diyor ki :
“bir-iki hafta olmayacağım..
Rota: Hitit Başkenti Hattuşa...
belirli bir güzergah var..  o güzergah üzerindeki;
arkeoloji müzeleri, açık hava müzeleri, Hitit yerleşimleri ve Hattuşa...
Hitit kitaplarının yeni baskıları için yayınevi ile birlikte gidiyorum...”
*
Sevgili Arkadaşımız Vahit AKÇA’ya yol açıklığı diliyor, selam, sevgi ve
başarı dileklerimizi sunuyoruz.

Sevdakâr ÇELİK
14.07.2015
...devam'ı tıklayınız!

Erhan TIĞLI__ yazı ve şiirler...

han tığlı /* ALARM!
Güzellikler botokslu
Göğüsler silikonlu
Sebze meyve hormonlu

12 Şubat 2015 Perşembe

Dünya Sigarayı Bırakma gününüz Kutlu Olsun!



SİGARANIN DUMANI- 
YOKTUR ZERRE KADAR İMANI

            Sinsi düşmanları arasında sigaradır en yamanı. Dost görünür, masum bir kisveye bürünür. Ağzımızda girer, burnumuzdan çıkar, bizi aldatır. Derdimize ortak oluyor sanırız içimize işler, kandırır, kendine bağımlı kılar. Zamanla ona öyle alışırız ki, o olmadan bir şey yapamaz hale geliriz, karasevdaya tutulmuş gibi her yerde onu ararız, yanından bir türlü ayrılamayız. Kafamız bozulunca

24 Ekim 2014 Cuma

ERHAN TIĞLI... *mizah öyküsü*...NEREYE TAKILIYORSUNUZ?

Photobucket
Usta Mizah Yazarımız ERHAN TIĞLI'dan,
severek okuyacağınız yeni bir öykü:

           NEREYE TAKILIYORSUNUZ?

...
Photobucket

Photobucket  TIKLAYINIZ.!.


 http://www.lahmacunmizah.blogspot.com/

...mizahvesiir/05 Nis 2008

5 Eylül 2014 Cuma

İkram TAŞTAN_*şiir ve fotoğraf*ı...ve Polat AYDIN, Sevdakâr ÇELİK yorumu


 

                         YORULDUM
Tükenen umudun, sevdanın, düşün,
Yıllarca peşinden koştum, yoruldum...
İçimi titreten o ilk gülüşün,
Yıllarca peşinden koştum, yoruldum...

Ne sevdalar kaldı senden geriye,
Ne umutlar, ne acılar, ne düşler...
Yapayalnız, tek başına, çaresiz,
Yıllarca peşinden koştum, yoruldum...

Adı neydi bilmem; sevgi mi, kin mi,
Yıllarca beynimi kemirdi durdu...
Kime anlatsaydım, kime derdimi,
Yıllarca peşinden koştum, yoruldum...
                           İkram TAŞTAN
(İstanbul, 12/02/2012, saat: 23.55)

  • Polat Aydin : İkramcığım. Eline sağlık. Çok net. Tepelerin adlarını bile yazabilirim. Hele karlı gözüken büyük bayırda ayak basmadığım yer yok. Hele Gülgülüpert, Bozkaya,ve

4 Eylül 2014 Perşembe

Sevdakâr ÇELİK *yazısı* “BİR ŞİİR KİTABINA DOKUNMANIN HAZZI”




 Karikatürist_Şair Osman Yavuz İNAL'ın "HAŞLAMALAR-TAŞLAMALAR"  adlı şiir kitabının, FENAMİZAH dergisinin özel eki biçiminde ve dijital ortamda yayımlandığını MİZAH VE ŞİİR Dostlarına duyurmuştuk. (25 Temmuz 2014 Cuma_ http://mizahvesiir2.blogspot.com.tr/2014/07/fenamizahtan-e-kitap-haslamalar.html )

İNAL'ın birbirinden güzel şiirlerinin yer aldığı bu sevimli kitabının kapak ve diğer tasarımlarının albenisi, yapıtın etki gücünü artırıcı bir nitelikteydi. Oldukça sevimli ve şirin bir eser çıkmıştı ortaya. “Hatırşinas bir şaire de böylesi bir kitap yakışırdı zaten.” denecek denli bir zenginliğe sahipti işbu eser.

Yüreğimizde iyi duygular oluşturan bu eserinden ötürü sevgili dostumuz Osman Yavuz İNAL kutlarken –3. kişilere şaşırtıcı bir ifade gibi gelse de- asıl ve daha çok mutlu olan biz dostlarıydık. (...ne de olsa bir dost kitabıdır ve içimizin aydınlanması kaçınılmazdır aslında.)

... Yeri gelmişken, bu sevincin bize başka ilhamlar verdiğine de kısaca değinelim bari:

Yavuz’un, karikatür çalışmalarından bildiğimiz “Kuşlar”ı  vardır örneğin. Sevimli mi sevimli şeylerdir bunlar. Konuşacakmış gibidirler ve sanki söylemek istedikleri bir şeyler vardır ve terbiyeleri gereği öyle pat diye söze girmiyorlardır. Sanki bu kuşlar, karikatürü tamamlayan basit öğeler olmanın ötesinde şeylerdir. “Kuş olsun, iş olsun.!” mantığıyla çizilmiyorlardır sanki. Karikatürde esas konu bambaşkaysa ve diyelim ki o sevimli kuşlar da “hasbelkader”  o sayfaya çizilmiş ise, asıl işlev sanki gelip onların üzerinde toplanıyor... (Nedendir bilinmez, bu gibi bir hisse kapılabiliyor insan.)

*

İşte bu sevimli “Kuşlar”, Yavuz’un  "HAŞLAMALAR-TAŞLAMALAR"  adlı eserinde de karşımıza çıkınca, “ilham” dedikleri o şey –şaka değil- kapımızı çaldı ve oturup karikatürle hallettik meseleyi. :) Belirtmeye çalıştığım da o ya.!. Bu kuşlar sanki kuş değil, başka bir şey azizim.!.  (...Amacım şu ki, İNAL’ın bu konuya ilişkin özel bir gayret göstermesi ve bu sevimli kuşlara karikatürlerinde sık sık rol vermesi... )

...ve

...ve bugün (03.09.2014) kitaplığımıza bir yeni KİTAP, sevincimize de yeni ve katmerli sevinçler katılmıştır. Sağ olsun ki sevgili İNAL, şiir kitabının -dostları için hazırladığı -bir özel baskısını bizim için de imzalayarak / İstanbul’dan  –kargo ile- ulaştırdı ellerimize.

Sevincimizin içinde; içten bir dostluğun sıcaklığı kadar, değerli dostumuzun o sevimli şiirlerini -bir kitaba dokunarak- okumanın hazzı da var.

Bu emsalsiz armağan için teşekkür etmek yetersiz kalır.

Ellerin dert görmesin.!.

Sağ ol sevgili Yavuz.!.

Sevdakâr ÇELİK_

03.09.2014

***  

 Osman Yavuz İNAL

1960 İstanbul doğumlu.
İ.İ.T.A Siyasal Bilimler Fakültesi Siyaset ve Yönetim Bölümü´nden 1981–82
öğretim yılında mezun oldu.
Bugüne kadar banka ve finans şirketlerinde önce müfettiş daha sonra da
yönetici olarak çalıştı. Osman Yavuz İnal halen bir teknoloji şirketinde
yönetici olarak çalışmaktadır.
1978 yılından beri karikatür çiziyor. Çivi, Çarşaf, Fırt ve Gırgır dergileri ile
bazı gazete ve sanat dergilerinde karikatürleri yayımlandı.
2001 yılından sonra karikatür ve şiir çalışmalarına ağırlık verdi.
Ülke çapında yayın yapan bir gazetenin Antikriz ve Söz Market mizah
sayfalarında, Çimdik isimli köşede karikatürleri yayımlandı. Yurt içinde bir
çok toplu karikatür sergisine katıldı. Ayrıca Taşlamalar Haşlamalar başlığı
altında mizahi şiirleri yayımlanmaktadır.
Evli ve bir çocuk sahibi olan Osman Yavuz İnal,
Karikatürcüler Derneği üyesidir...
**

Osman Yavuz İNAL ....şiirlerinden seçmeler......

DEĞER
Değer,
Savaşmaya değer.
Çorak arazilerde,
Taşlı tarlalarda
Yaşayacaksa eğer
Bir tane papatya.
Ve nefes aldırabilirse
en yorgun halinde
bir uğurböceğine...
Değer,
Savaşmaya değer...
*
KAFES
Kafesin içinde kuş
Kuşun içinde özgürlük
Özgürlük iki kanat gücünde...
Kafes oyunu bozuyor
Uç uçabilirsen...
*

ÜST DÜZEY YÖNETİCİ
Onu bildim bileli
Hep üst düzey yöneticiydi.
Şirket içi çekişmeler,
Toplu sözleşmeler,
Enflasyon, devalüasyon,
Kur farkları, işçi hakları…
Hayatında hep çözeceği
Üstesinden geleceği
Problemleri vardı.
Güneşin doğuşunu, batışını izleyemediğini,
Çocuğunun doğum gününü kaç defa hatırlamadığını,
Kazandığı parayı, harcayacak tatil planını yapamadığını,
Biliyordum.
Şimdi “bir dükkân açmış” diye duydum.
Aradım, “ çok mutluyum”
“Çeşit yok, tek kaşarlı tost satıyorum” dedi.
*

İNSANLIK
İki yakam
Bir araya gelmez
Bırak yakamı
Bırak yakamı İNSANLIK.
*

KÜFÜR
Oğlum,
Şu gurbetliğe bir küfür etsene
Memleket havasında olsun...